Pazartesi, Şubat 05, 2007

Urfalı Kebapçı - KEKO

2007'nin bu ilk yazısında yine esnaf lokantalarının merkezi Kazım Karabekir Caddesi'nden bir mekan seçtim. Bu sefer ki lokantamız Kazım Karabekir Caddesi No:112/F İskitler Ankara'da bulunan "Urfalı Kebapçı" nam-ı diğer "Keko". Keko'yla ilk tanışmamız daha dün gibi aklımda; Kazım Karabekir Caddesi'yle ve esnaf lokantası kavramıyla yeni yeni tanışıyoruz. Henüz Üstünel Köftecisi'nin yerini bile doğru düzgün bilmiyoruz öyle ki Üstünel Köftecisi kapanmış diye orada ki Köz Köfte'ye gidiyoruz, şu toyluğa bakar mısınız :) . Neyse Köz Köfte'deki abiler "abi iyi tatlı nerde buluruz" sorumuza "yeğenim, biraz ilerde Keko var ona gidin bizi Köz Köfte gönderdi, bize iyi bir künefe yapacakmışsınız deyin" diye cevap verdiler.

Tabii dediklerini yaptık ve orada ki Erdal Abi'ye (onu bilenler bilir ;) ) aynen mesajı ilettik. Yarım saat sonra künefe önümüze geldiğinde artık Kazım Karabekir Caddesi'yle aramızda kopmaz bir bağ oluşmuştu; zira yediğimiz künefe üstünde ki fıstıktan görünmüyordu ve künefeyi kestiğimizde peynir deryasıyla karşılaşıyorduk.

Eski günleri yad ettikten sonra gelelim bu yazımıza. Keko'ya gittiğimizde gerçekten zengin bir menüyle karşılaştık. Arkadaşlar her ne kadar "Bucket" diye tabir ettiğimiz karışık kebap yemeye kafayı takmışlarsa da, ben menüye yeni eklenen "kiremitte karışık kebab"ı görür görmez "işte benim yemeğim bu" demiştim. Beklenen oldu ve arkadaşlar 4 kişilik karışık kebap istediler, bense 1 porsiyon kiremitte karışık kebap aldım.


Salata ve mezeler...

Derken önümüze Keko'nun ünlü ikramları geldi: Ezme, fava, cacık, lebeni, patlıcan söğürme ve iki tane mevsim salata; gayet geniş bir yelpaze. Ayrıca unutmadan özel bakır bardaklarda yayık ayranı içmeden kebabın tadına tam olarak varmış sayılmazsınız, istemeyi unutmayın. Hepimiz mezelerden ve salatalardan tırtıklanırken, zaman mevhumunu kaybetmişiz ki önümüze "bucket" gelince kendimize geldik. Aman Allah'ım o ne zenginlik, o ne sunuş ben susuyorum ve lafı fotoğraflara bırakıyorum...


Salata ve mezeler - tower cam

Bakır bardakta yayık ayranı


Bucket geldi...

Bucket öncesi...

Tam "ah ben ne ettim de karışık kebaba ortak olmadım" diye hayıflanırken benim kiremitte karışık da geldi ( sağolsun Erdal Abi bana kıyak yapmış ve 1,5 yaptırmış ). Vay vay vay, suyu hala fokur fokur kaynayan ve içinde et, tavuk eti (diğerine neden sadece "et" demek yetiyor bilmiyorum :) ), bol domates, biber, hafif sarımsak ve üzerinde kaşar peyniri olan yemek önüme geliyor. Bir kaç saniye bu şahesere sadece bakmakla yetiniyorum sonra aklıma geliyor ve bu görüntüleri çekiyorum.


Kiremitte karışık kebap... bir şaheser...

Yemekler geldikten 30 dakika sonraki manzara ise ilginç: Etlerin altında ki pilavın ortaya çıktığı bir "bucket", 5 tane tok adam ve bunlara ek olarak pilavda kalmış olabilecek etleri arayan O.A. adındaki yardımcı gurme. Derken çaylarımız geldi ve biz cila olması açısından 4 kişilik bir künefe istedik.


Bucket sonrası...

Aman Erdal Abi Naptın?

Künefemiz 10 dakika sonra geldiğinde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştık. Künefe, hem de bu kadar çabuk! Çatalımızı ağzımıza götürdüğümüzde acı gerçekle karşılaştık, künefemiz ... soğuktu ... Erdal Abi'ye bu durumu hafif çıtlattığımızda "tepsiyi değiştirdim bir daha fırına atmadım abicim, bozulurdu" cevabını aldık. Eyvallah deyip sineye çektiğimizde durumumuza acımış olacak ki "bir daha ki gelişinizde size künefenin kralını yedireceğim" sözünü verdi. Sözü almanın rahatlığıyla hesabımızı istedik.


Künefe tepsisi değişmişmiş : (

Hesap ...

Hesabımız gelirken ister istemez heyecanlıydık, nasıl olmayalım ki sonuçta biz "Heysel faciası"ndan sonraki en büyük facia olan "Adania faciası"nı bilakis yaşamış kişilerdik :). Hesabın olduğu o deri kaplı defter gelip de içini açtığımızda kişi başına düşen parayı hesaplamak için beynimizin kullandığı süre bitince (o sırada tüm kan mideye hücum etmişti biz napalım), "iyi abi fena değil" moduna girmiştik. Kişi başı 16 ytl ödedik. İşin doğrusu beni ödediğim 16 ytl o kadar da ilgilendirmiyordu, ben o sıralarda, yediğim 1,5 porsiyon kebaba 1 porsiyon parası verdiğim için, içimde tarifi mümkün olmayan duygular yaşıyordum.


Yardımcı gurmelerim

Son Söz...

Keko gerçekten fiyat / performans bakımından gayet iyi bir mekan. Ne istediğinizi biliyorsanız ve gözünüz fazla yükseklerde değilse gönül rahatlığıyla Keko'dan 10 ytl altına çıkabilirsiniz.

Bu yazıyı Keko'nun girişinde yazılı olan destan niteliğindeki şu satırlarla bitiriyorum:

Acıların Adanasıyım,
Bir Yanımda Sumaklı Soğan,
Bir Yanımda Kıyım Kıyım Maydanoz,
Dumanım Tütüyor Sana,
Afiyet Olsun Ye Beni,
Ben Kebabın Hasıyım.


Gerçekten bu satırları okuduktan sonra insanın tüylerinin diken diken olmaması elde değil... Bir daha ki yazıda görüşmek üzere!

9 yorum:

Adsız dedi ki...

canim evladim, bu yemek sevdasi nereye kadar, hele bensiz kekoya gitmeler, erdal abim ehehe demeler.. olm bertanin diji tavri bile yegdir bu harekete, bilgisayardan mp3 ustune cift tiklamak oyle kolay degil, yurek ister. sevgili erdal ustaya da "kunefenin tepsisini degistirdim" yalanindan oturu "yalanin batsin yalancisin" demek isterim. ha yuzune soylerken "abi ehehe" derim o da ayri :)

onur

Adsız dedi ki...

arkadaşlar kebap için altınşişide denemenizi tavsiye ederim bi deneyin pişman olmassınız.

Adsız dedi ki...

erdalmı dediniz öyle bir insanla demıycem nasıl muhattap oldunuz yapmacık tavırlar sahte yüze gülmeler unutmadan yüzünüze gülüpte masadan kalkarken bahşiş atmadıgınız takdirde yüzünüze sahte gülücükle arkanızdanda sahte gülücükle küfür yediğinizi de biliyomuydunuz

Adsız dedi ki...

ewet aynen katılıorum erdal için sölenen sözlere iyi demişsin kardeşin kısacası taklacı

Adsız dedi ki...

Yazınızı okuduktan sonra benim gibi ağız tadına düşkün bir arkadaşımla beraber urfalı kekoya yemeğe gittik.

Abartılı yazıyı okuyunca insanda olur olmaz bir beklenti oluşuyor.

Açık konuşayım hayatım boyunca dışarda yemek yedim ve özellikle kırmızı ete çok düşkünüm. Ayrıca bir restoranı beğenirken ana yemek dışında getirilen meze ve ikramlara çok diikat ederim.

Urfalı kekoda karışlık kebap siparişi verdik. Kebap gelene kadar getirdikleri vasat ezme, salata, cacık vb ikramlarla oyalandık. Ayran kapalı eker ayrandı.

Karışık kebap ortaya geldiğinde tadına bakmadan karşı karşıya olduğum fiyaskonun farkına vardım. Patlıcan kebap ve urfa çok yağlı tavuklar ve şiş kebap kuru görünüyordu. Fındık lahmacun ise soğuktu. Abartısız konuşuyorum bu kalitede kebapları herhangi kötü bir kebapçıda rahatlıkla yiyebilirsiniz. Etlerin kalitesinden bahsetmeye gerek yok zaten ortalamanın çok altı.

Daha sonra hadi şu fıstıktan görünmeyen künefeyi bir deneyeyim dedim. Diğer arkadaşım yemeğini yemedi ve künefeyide denemek istemediğini söyledi.

Künefenin kenarları kuruydu ve bana göre bol şerbetliydi. Evet bol peynirliydi ancak peyniri bol koyarak iyi künefe yapamazsınız. Üzerinde biraz fıstık vardı(ne yazık ki ben abartmıyorum).

Kısacası bu restoranın yemeklerini bepenmek için gerçekten ağız tadı konusunda geri kalmışlık ön koşul. Bilmiyorum gençlik caddesindeki düveroğlunda hiç yedinizmi ancak bahsettiğim ortalama restoran bile burayı solda sıfır bırakır.

Sizin yazınızı okuduktan sonra burada yemek yediğim için size de bir çift söz söylemek istiyorum. Halkın gurmesi olmak için önünüzde epey bir yol görünüyor ama bana sorarsanız işiniz biraz zor. Abartılı yazınızı ya restoran ile bir ilişkiniz olmasına ya da ağız tadı konusunda biraz şanssız olmanıza bağlıyorum. Ayrıca size vejeteryanlığı öneririm çünkü bu taraftan(et yiyenler) yeterince yararlanamadığınıza gre sağlıklı yaşamı seçip kendiniz için iyi birşeyler yapabilirsiniz.

Adsız dedi ki...

Son yorumda adsız rumuzuyla yazan arkadaş özetle mekandan hiç memnun kalmadığını yazmış. Urfalı Kebapçı'ya yorumdan sonraki ziyaretlerimizde uğradığımızda benzer diyaloglar kendi aramızda da gelişmişti. Zaten bunun yansıması olarak, sitenin giriş sayfasında yer alan en iyi 10 listesinde kendisine yer edinemedi Urfalı Kebapçı. Kebap konusunda "adsız"a biraz hak vermekle beraber, künefeyi Antakya ve Hatay'ın diğer ilçelerinde 6 ay boyunca tadabilme şansına sahip birisi olarak künefesi orada yediklerimin %80'inden daha iyiydi diyebilirim.

Son mesajımda kendisine, yani "adsız" a. Bizlere ot yemeyi layık görmüşsünüz ama Düveroğlu'nu kebapçı olarak örnek göstermenizden o otlara bile layık olmadığınız anlaşılıyor.

M.G

Adsız dedi ki...

Sevgili halkın gurmesi,

Adsız olarak ben yazmıştım.

Bu Urfalı keko'nun OSTİM şubesine de gittim. Gittim çünkü senin gibi "halkın" gurmesi olabilecekken genel anlamda bir gurme olmaya çalışan tat alma duyularından engelli bir arkadaş anlata anlata bitirememişti.

Sevgili halkın gurmesi, bu şubede de rezalet yine aynı rezaletti..

Bu blog sayfasında yazdığın ve önerdiğin yerlere biraz göz attım, "çardak" gibi bir yeri keşfedebilmiş olman açısından senin adına biraz sevindim.

Ama söylediğim gibi sen "halkın" gurmesi olduğun için anladığım kadarıyla bu işler sana biraz fazla kaçıyor.. Ne yesen bayılıyorsun..

Bence halkın gurmeliğini yapmalısın mesela kızılay'da etsiz çiğ köfteciler falan gibi.

Düveroğlu'nu kebapçı sayıyorsan otlara bile layık değilsin yazmışsın. Düveroğlu için ortalama yazmışım zaten, ki fena bir yer değildir, ankara standartlarında çok iyi lahmacun ve tavuk şiş yenilebilir.

Bu yüzden önerim bir gün belirleyip öğlen keko'da akşam düveroğlunda yemen, böylece araya fazla zaman koymayarak beyin hücrelerine de yardımcı olmuş olursun.

Veya boşver bunları.. dediğim gibi kızılayda çiğ köfteler, tostlar falan..

Adsız dedi ki...

Yazar cok tesekkurler...

Selamlar Elen

Zülfü dedi ki...

keko el değiştirmiştir...
eski kalitesi yeniden sağlanmıştır... bir müdavimi olarak, kekonun nedir hali diye dertlenirken şimdi el değiştirmesini duyup da gittikten sonra kalitenin yeniden yerine geldiğini gördüm...
herkese yeniden gidip kaliteli kebaplar yemesini öneririm...